Ege’nin Koyları Karavan Şehrine mi Dönüşüyor?
Ege Yollarında Karavan Trafiği mi, Yoksa Taşınabilir Çile mi?
Malumunuz, Ege’de yaz geldi ve sıcaklar başladı. Tatil hayalleri ise kafalarda uçuşuyor. İşte tam bu noktada, o meşhur "Karavan Hayali" devreye giriyor.
Her şey yolda o devasa, lüks, içinde Amerikan mutfağı olan karavanlardan birini görmemizle başlıyor. O an dünya duruyor ve hayallere dalıyoruz: "Ah be! Alacaksın şunu, çekeceksin ıssız bir koya. Gece ateş yakıp 'Akdeniz Akşamları'nı söyleyeceksin. Gece ay ışığında denize gireceksin..."
Ama Kazın Ayağı Öyle mi?
Bizim hayalimizdeki karavan genellikle 45 metrekarelik bir rezidans konforundayken, bütçemizin el verdiği ise, genelde çok farklı. Ekonomik olsun diye çıktığımız yolculukta, o lüks karavanın fiyatına küçük bir sahil kasabasını komple satın alabileceğinizi fark ettiğinizde ilk mizah dalgası başlıyor.
Karavancılık; dışarıdan bakıldığında "Özgürlüğe Sürüş", içeriden bakıldığında ise "Eşyalarla Tetris Oynama" sanatıdır. Sabahları eşsiz bir deniz manzarasına uyanırsınız ama hemen yanınızda park eden amcanın tüpte pişirdiği sucuk kokusu, okyanus esintisini 2 saniyede nakavt eder. Olsun, yine de o lüks otellerin "açık büfe sırası bekleme" çilesinden iyidir; burada sadece karavanın tuvaletini boşaltma sırası beklersiniz ki bu da hayatın gerçek bir yüzleşmesidir!
Karavanla Ege’de "Ateş Başında Şarkı Söyleten" Duraklar
Eğer hayallerinizdeki o ateşli, şarkılı, "Karavanda Yaşıyoruz" felsefesini hayata geçirecekseniz, işte Ege'nin tozunu yutmanız gereken o yerler:
- Akyaka (Azmak Nehri Kıyıları): Suyun soğukluğu sayesinde karavanda klimaya ihtiyacınız kalmaz. Çünkü suya girdiğiniz anda vücudunuzdaki tüm moleküller "Ben neredeyim?" diye sorgulamaya başlar. Manzara mı? Anlatılmaz, sadece titreyerek izlenir.
- Datça (Palamutbükü): "Acelen varsa ne işin var Datça'da?" demiş şair. Karavanla buraya gelince anlıyorsunuz ki, gerçekten aceleniz olamaz çünkü o virajlı yollarda karavanla hız yapmak, mutfaktaki tüm tabakların intihar etmesi demektir. Ama koyun maviliği tüm porselenlere değer.
- Mazı (Bodrum’un Arka Bahçesi): Bodrum’un kalabalığından kaçıp, "Yahu biz burada ateş yakıp şarkı söyleyecektik" dediğiniz o ıssızlığı bulacağınız yer. Gece denize girmek için en ideal sakinlik burada.
- Ayvalık (Cunda ve Patriça): Karavanın kapısını açtığınızda içeri giren esinti size "Ben neden hâlâ şehirdeyim?" dedirtir. Yan taraftaki karavan komşunuzla zeytinyağlı tadımı yaparken bulabilirsiniz kendinizi.
Sonuç Olarak Efendim; Karavan tatili lüks bir hayalden, komik bir maceraya uzanan o ince yoldur. Cebimizdeki para belki o 15 metrelik devasa karavanlara yetmiyor olabilir ama bir el feneri, bir katlanır sandalye ve bir doz mizah anlayışıyla Ege’nin tüm koyları bizimdir.
Ne dersiniz, bu yaz o koyda ateşi beraber yakıyor muyuz?
