Modern İnsanın "Bugün de Bir Şey Olduk Çok Şükür" Çilesi
Sevgili okurlar, bugün köşemi hepimizi esir alan o büyük gizli örgüte ayırdım: “Hobi Edinme ve Mükemmel Olma Cemiyeti.”
Eskiden pazar günleri pijamayla oturup duvardaki deseni izlemek meşru bir aktiviteydi. Şimdi öyle mi? Sosyal medyaya bir giriyorsun; arkadaşın Pelin sabah 05:00’te kalkmış, Tibet yogası yapmış, üzerine chia tohumlu pudingini yerken "Günün üçüncü kitabına geçtim" diye story atıyor. Pelin, canım benim, sen en son lisede kantinden tost sırası beklerken bayılıyordun, bu neyin aydınlanması?
Neden Duramıyoruz?
Çünkü artık boş durmak "günah" sayılıyor. Bir hobin varsa, onunla dünyayı kurtarmak ya da en azından zengin olmak zorundasın.
Ekmek Yapma Meselesi: Pandemide hepimiz fırıncı çırağına döndük. Ama yetmedi. "Benim ekşi mayamın adı Rıfkı, 48 saat fermente ettim" diyerek ekmeğe evlat muamelesi yapmaya başladık. Alt tarafı üzerine tereyağı sürüp yiyeceksin, neden laboratuvar ortamında kristal sentezler gibi davranıyorsun?
Spor Salonu Tiyatrosu: Spor salonuna gitmek yetmiyor. O tayt giyilecek, o protein tozu shaker'ı sanki olimpiyat meşalesiymiş gibi taşınacak. Ağırlığı kaldırırken öyle bir ses çıkarılıyor ki, sanırsın arkada Truva Savaşı dönüyor.
"Kendini Gerçekleştirme" Dedikleri…
Geçen gün bir arkadaşım "Ruhsal bir boşluktayım, seramiğe başlayacağım" dedi. Dedim ki; "Hasan, senin ruhun boş değil, sen sadece 14 saattir Reels izliyorsun." Seramiğe başladı. Şimdi evde her yer yamuk yumuk kültablası dolu. Kimse sigara içmiyor ama Hasan’ın "sanatsal dışavurumu" yüzünden sehpada yer kalmadı.
Sonuç olarak;
Efendiler, hanımefendiler... Bırakalım bu her anımızı "verimli" geçirme sevdasını. Arada bir de hiçbir şey olmayalım. Sadece oturalım. Gözümüzü bir noktaya dikip "Acaba tencerenin kapağı neredeydi?" diye düşünmenin o eşsiz huzuruna varalım.
Günün Aforizması: “Eğer bir hobi seni yoruyorsa, o artık hobi değil, sigortasız ek işindir.”
